Ave Astra ile Astral Yolculuk

“Cool” olduğuna şüphe duymadığımız isimler köşesinde bu hafta Ave Astra var. FOC Edits’ten aşina olduğumuz Kaan Düzarat ve Barış K ile 70’ ve 80’ların kendine has şarkılarına psychedelic, funk editler yaptı. Barış Manço, Orhan Gencebay, Erkin Koray’dan dinlemeye alışkın olduğumuz nefis şarkılara bir o kadar sağlam düzenlemelerle yeni bir yorum kattı. Sadece düzenlemeleri ile değil house ve techno müziğin Türkiye’deki habitatında sağlam ve kendine özgü bir yere sahip. Kendisine ait plak şirketi Roit Recordings’de ise yine bir yandan kendi house & techno mix’leri bir yandan da genç DJ’lerin çalışmalarını plak formatı ve dijital olarak yayınlıyor. Complex Magazine, The Ransom Note ve Feel My Bicep gibi mecralarda mixtape’leri yayınlanan Ave Astra mahlasının sahibi sevgili Ali Çetinkaya bizlerle. / Tuğba Dal

Uzun zamandır edit müzikler, mixtape’ler yapıyorsun. 70’ler 80’ler müziği ile ilk tanışman nasıl oldu ve Disco editler, psychedelic, funk düzenlemeler yapmaya karar verdin?
80’lerin sonunda ve 90’larda, çocuk yaşlarda kasetlerle ve plaklarla tanıştım. Evde büyük bir arşivimiz vardı, bu kasetlerden ve plaklardan sürekli bir şeyler açıp dinliyordum. Sonra kasetlere bir şeyler kaydetmeye başladım, mixtape’ler, kendi ses kayıtlarım derken çocukluğum bunlarla geçti diyebilirim. Türkçe albümlerden “yabancı” longplay’ler ve mixtape’lere kadar pek çok farklı müziğe bu zamanlarda alışmaya başladım. 2000’lerin başında bilgisayarla müzik yapma olayına girdim. Onun öncesinde kasetlerle DIY kayıtlar yapmaya çalıştım. 2000’lerde bilgisayar teknolojisine kavuşunca bir süre elektronik janralarında dolaştıktan sonra bu janralar ile 70’ler ve 80’lerde yapılmış müzikleri mash-up, remix tadında mixleyip denemeler yaptım. Sonrasında Barış K’nın Nublu’dan çıkan editlerini dinleyince çok etkilendim ve Kaan Düzarat’ın başlattığı FOC Edits projesine editler yapmaya başladım. İlk yaptığım edit 2011 yılında Barış Manço’nun “Alla Beni Pulla Beni” şarkısına yaptığım edit oldu. Sonra aynı şarkının bir de temiz vokalsiz versiyonunu yaptım. Sonrasında yurt dışında o editin üzerine rap söyleyenler oldu. Ardından Barış Manço’nun sözlerini çok sevdiğim ama az bilinen şarkısı “Eğri Eğri Doğru Doğru”ya bir edit daha yaptım ve FOC Edits üzerinden yayınladık. Bu edit garip bir şekilde İstanbul’da birçok mekanda, pek çok kere Burning Man’de, Festivallerde ve Boiler Room setlerinde çalmaya başladı. Ardından Erkin Koray, Michael Jackson ve yine başka Barış Manço editlerimi paylaştım. Geçtiğimiz senelerde de Feel My Bicep, The Ransom Note gibi mecralarda bu Türkçe editleri bir araya getiren birkaç tane live-mix hazırladım.

Sürekli üreten ve bu işi tutkuyla yapan biri olarak sen kimleri takip ediyor ve ilham alıyorsun?
Başta Barış Manço olmak üzere Türk müziğinde kendisinden ilham aldığım birçok sanatçı var. Bunların dışında SoundCloud üzerinden yıllardır takip ettiğim pek çok akım, label ve birçok artist var, örneğin eskilerden Nightmares on Wax’ı çok severim, plaklarını toplamaya çalışırım her bulduğumda. Trax Records EP’leri beni çok etkilemiştir halen dinlerim, toplarım. Yenilerden ise Tornado Wallace, M.C.D.E., DJ Koze, Baltra, Delroy Edwards, Dekmantel Label, L.I.E.S., Lobster Theremin, Talaboman, Mall Grab, BICEP, Ross From Friends gibi birçok isim var, sürekli yeni isimler de bulmaya çalışırım. Bir yandan da bu aralar dinlediklerim ve ilham aldıklarım biraz farklı janralardan; Frank Ocean, Anderson .Paak, KAYTRANADA, Lil Uzi Vert, Ezhel gibi isimler.

İstanbul ile olan ilişkini nasıl tanımlarsın?
“Hayatımın büyük bir kısmını burada geçirdiğim için sanırım İstanbullu oldum herhalde” diye düşünüyordum geçenlerde. Ama bir yandan da olmak istemiyorum gibi. Bırakmak isteyip de bırakamadığın bir alışkanlık gibi. Genel olarak İstanbul’un eski günlerine kavuşacağını düşünüyor ve umuyorum. Potansiyelinin çok daha büyük olduğuna inanıyorum. Şu anda sanki bir bekleme salonu gibi; bir süre bekledikten sonra yeniden gelecek, yine herkes aynı dili konuşmaya başlayacak diye düşünüyorum.

Burning Man’le ülkece bağımız aşikar. Biraz popüler bir taraftan soracağım; 2014 yılında Burning Man açılış partisinde çalan Barış Manço editinden sonra neler hissettin/düşündün?
Aslında 2011’den bu yana FOC Edits’ten birçok edit Burning Man’de çaldı, “Aç Kapıyı Gir İçeri”, “Çığlık” ve benim yaptığım “Eğri Eğri” editi. Bunları duymak, bilmek güzel. Aslında edit yaparken kendimden bir şey katmak yerine yapılmış olanı günümüz teknolojisine uyarlayıp aslında şarkının orijinal hissini daha detaylı olarak vermeye çalışıyorum, bu nedenle o şarkıların hepsi zamanında çok iyi olduğu için şimdi bu kadar ilgi görmesine çok da şaşırmadım diyebilirim. Sonradan piyasaya birçok edit çıktı, bir furyaya dönüştü doğal olarak ama ben birçoğunda orijinal eserlerin hissini alamıyorum.

İstanbul’daki gece hayatını nasıl buluyorsun? Kapanan mekanlar olmasına rağmen yeni açılan ya da son hız devam eden mekanlar da var.
İstanbul’daki gece hayatının özellikle son 5 senedir iyi bir yere gittiğini düşünüyorum, müzik zevkleri açısından. Bugün Avrupa’nın büyük şehirlerine bile gittiğinizde o en güzel etkinlikler hep private etkinlik tadında, öyle hemen ulaşamıyorsunuz. Ama İstanbul’da her gece bir etkinlik var. Kapanan birçok iyi mekanın dışında iyi organizayonlar yapıldığını, iyi isimler geldiğini düşünüyorum. Aslında bunda bir parçası olduğum, Otto ve Mini’de başlayan Vesvese etkinliklerinin çok etkisi var, o zamanlarda Soul Clap, Nicolas Jaar, Seth Troxler gibi isimleri Amerika’daki akım daha yeni kıvılcımlanırken İstanbul’da erkenden dinledik, hepsinin müziğiyle tanıştık. Şu anki izlenimlerime göre bugünkü etkinlikler de aynı frekansta devam ediyor. SoundCloud da aynı şekilde bence müziğin yönünü değiştirdi ve hayatımıza girmesiyle bu ince zevkler genele yayıldı. Örneğin yakın bir zamanda DJ Boring İstanbul’a geliyor, belki de warm-up yapacak ve booking firmasının önerisiyle geliyor ama en azından geliyor, bu çok iyi değil mi? Böyle akımları takip eden, “bedroom producer”ları dinleyen insanların olması güzel.

Gelecekteki müzik projelerinden bahsedebilir misin?
Öncelikli olarak kendi etiketim Roit Recordings tarafında plak üretmeye devam ediyor olacağım. Önümüzdeki aylarda Fransa’dan DJ UNREFINED isimli çok yetenekli bir prodüktörün 12” EP’sini yayınlıyorum, içerisinde çok sağlam 2 adet remix de var. Ayrıca kendi kendime sürekli bir şeyler yapmaya çalışıyorum, birkaç label ile yeniden bir şeyler çıkarmayı düşünüyorum ya da bunların hepsi bir araya gelip Roit üzerinden çıkacağım bir LP’ye de dönüşebilir.  Bir yandan hip-hop ve trap beatleri ve editleri de yapıyorum “Ali Bei” monikeri altında. Bunları da beat’in doğasına uygun olarak kaset şeklinde piyasaya çıkmayı düşünüyorum. Dinlemek isterseniz onları da SoundCloud hesabımdan takip edebilirsiniz.

Comments

Here Is Some More Great

Content