Ekinakis ile Tatlı Rüyalar

Çizgilerine bayıldığımız; taş,kumaş ve dijital gibi farklı materyal ve alanlara yayarak oluşturduğu tasarım işlerine sahip Ekin Büyükşahin Pöğün (bildiğimiz adı ile ekinakis) bu haftaki konuğumuz. İllüstrasyonları ile günlük hayatın, doğanın, duyguların peşinden giden ve çizgileri ile kimi zaman tebessüm ettirip kimi zaman derine inen çalışmaların sahibi ile koyu bir sohbete tutulduk. İşlerini yakından incelemek ve evinizin/iş yerinizin bir köşesinde görmek isterseniz sizi şuraya alalım. / Tuğba Dal

authority- Le Cool

Ekinakis kimdir, biraz tanıyabilir miyiz?
Ekinakis 10-11 yaşımdan bu yana benim Yunan esintili takma adım. Gerçek adım Ekin Büyükşahin Pöğün. Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi viyola sanat dalı mezunuyum. Müzik eğitimimle eş zamanlı olarak resim ve fotoğrafla ilgilendim. Mezun olmadan 2 sene önce kendi içimde bir tür aydınlanma yaşadım. İcra etmektense üretmek beni daha mutlu bir insana dönüştürüyordu. Bu sebeple üretmeye karar verdim. Şu an Kadıköy’de yaşıyorum ve yine Kadıköy’de bir çalışma mekanım var.

İlk çizdiğin şeyi hatırlıyor musun?

İlk çizdiğim şey 3 ayaklı bir kafa. Çok küçük olduğum için çizdiğim anı hatırlamasam da, babamın çerçeveleyip sakladığı resim şu an atölyemin duvarında duruyor.

Bir günün nasıl geçiyor?
Her sabah bir ayılma kahvesi ritüelimiz oluyor evde. Sonrasında 10 -10 buçuk gibi atölyeye geliyorum ve gün boyu çalışıyorum. Standart bir günüm boyalarla, kalemlerle, kağıtlarla, bilgisayarla, müzikle ve hayal etmekle geçiyor.

Cool bulduğun ve sana ilham veren sanatçılar var mı, kimler?
Tabii ki var. René Magritte, Egon Schiele, Wessel Huisman, Mercedes Bellido, Katie Scott, Alessandra Genualdo, Sedat Girgin, Mert Tugen ve Yiğit Can Alper’in isimlerini cool ve ilham verenler listesine koyabilirim. Bach ve Brahms da ayrıca çok ama çok büyük ilham kaynakları benim için.

Karakterilerini çizmen/tasarlaman gerekseydi hangi dizi ya da filmi seçerdin?
Kesinlikle Handmaid’s Tale. Hikaye bence çok etkileyici. Dizideki her şeye hayran olmanın yanı sıra görüntü yönetmenine büyük bir saygı duyuyorum. Bazı sahneleri durdurup durdurup fotoğraf gibi izledim. Ayrıca oyuncular/oyunculuklar, kostümler, makyaj… Yine heyecanlandım!

İstanbul’un ortaya çıkardığın işlerde bir etkisi var mı?
Somut olarak ben şundan etkileniyorum diyemem ama muhakkak vardır. İstanbul’un gürültüsünden, kentsel dönüşümünden, insanlarının sabırsızlığından ve saygısızlığından çok bunaldım. Bazen kendimi boğulacak gibi hissediyorum. Ama tabii bu İstanbul’un suçu değil. Zavallı İstanbul.

Yarattığın işlerde sana ait çizgi kolaylıkla fark edilebiliyor. Bu zamanla mı ortaya çıktı yoksa hep hayalinde belli çizgiler/formlar var mıydı?
Yaklaşık 6 sene önce bu karakterlerin ilk eskizlerini karalamıştım. İlk fikir, kalemi hiç kaldırmadan tek bir çizgiyle karakterleri çizmekti. Zaman içinde karakterlerin formuna sadık kalarak, çizim tekniğini başkalaştırdım. Şu an tamamen tek çizgi değiller ama ilk doğdukları zamana referans veriyor hepsi.

Comments

Here Is Some More Great

Content