Marka Danışmanı Emel Erden ile Yaşam Üzerine

“Cool” listemizde bu hafta Emel Erden yer alıyor. Farklı disiplinleri bir arada kullanmanın gücüne inanan bir marka danışmanı O. Bugünlerde hepimizin çok konuştuğu digital dünyada bir pazarlama uzmanı, yaratıcı projeler  tasarımcısı ve içerik kuratörü.  Pazarlama, trendler, seyahat, kadın, yeme içme gibi başlıklardaki bilgi birikimini ve deneyimini markalar ve organizasyonlarla paylaşıyor. Kendinize bir kahve hazırlayın ve Emel Erden’le yaptığımız bu keyifli sohbeti okumaya başlayın. / Tuğba Dal

Emel Erden’i bilmeyenler için sizden dinleyebilir miyiz?
Yirmi yıldır yayıncılık ve marka yöneticiliği yapıyorum. ODTÜ’de Mimarlık okudum. Yenilikleri severim ve  öğrenmek benim için vazgeçilmez bir tutku. Çok şanslıyım ki yaptığım işler hep özel ilgi alanlarım oldu. Kadın, yeme-içme, seyahat sektörlerinde uzmanlaştım. Digital yayıncılık sektöründe ilk kadın yöneticilerden biri olduğum ve dijitalleşmeyle birlikte hızla farklılaşan hayatlarımızda değişime liderlik edebildiğim için çok mutluyum. İnsanın zevk aldığı işlerden para kazanması paha biçilemez.

Mimarlık eğitiminizin üzerine yayıncılık sektörüne geçişiniz nasıl oldu? Sizi bu sektörde motive eden nedir? Bu işe yeni giren genç arkadaşlarımız için biraz yol gösterici olabilmesi açısından da bunu merak ediyorum.
Tasarımın günlük hayatın içinde farklı detaylardan beslendiğine inanıyorum. Üniversitedeyken sanata, yaşadığım şehre, trendlere meraklıydım. Okula devam ederken farklı pek çok organizasyonda gönüllü çalıştım. Çok okudum, yazdım, gezdim ve çok sosyaldim. Bunların artısını mezun olunca gördüm. İyi bir editör öğrenmeye meraklı olmayı gerektiriyor. Bu aslında tüm meslekler için geçerli. Meraklı, heyecanlı ve tutkulu insanlar her zaman alanlarında hep daha iyi oluyor. Artık iş yapma biçimlerimiz de değişti. Farklı disiplinleri aynı sepette harmanlayabilmek büyük bir avantaj. Birlikte çalıştığım genç arkadaşlarıma hep “merak edin, sorun, araştırın, şüphe duyun, okuyun ve kendi fikrinizi paylaşın” diyorum.

Teknoloji,  gastronomi, trendler, seyahat, kadınlar… Tüm bu başlıklarla ilgili nasıl besleniyor, güncel kalıyorsunuz?
Bu bir günde olmuyor tabii. 10 yaşından bu yana iyi bir okurum. Gündemi farklı kaynaklardan takip ederim ama yanlış anlaşılmasın, politika, spor, magazin gibi genel başlıkları takip etmiyorum.  Zamanımı uzman olduğum konulara ayırıyorum. Uzun yıllardır digital konusunda çalıştığım için hangi kaynağın ne derece doğru bilgi verdiğini biliyorum. Bir de tabii yıllar içinde burnum çok iyi koku almaya başladı. Önümüzdeki yıllarda hangi ürünler popüler olacak, neyi daha fazla tüketeceğiz, hangi konuları konuşacağız, nelerden hoşlanacağız gibi soruların cevaplarını çok önceden bilmek işimin bir parçası oldu.

Bir gününüz nasıl geçiyor?
Farklı markalara danışmanlık ve yaratıcı projeler yaptığım için daha serbest saatlerde çalışmaya gayret ediyorum. Çok erken uyanıyorum ve kendime sabah bir saat ayırıyorum. Meditasyon, yoga, kitap okuma ya da sadece oturup bir bardak yeşil çay içmek. O gün canım hangisini daha çok çekiyorsa onu yapıyorum. İşte benim güne güzel başlama sırrım bu. Sonra tabii gün hızlı başlıyor. Telefonlar, bitmeyen whatsapp yazışmaları, toplantılar, ürünler, organizasyonlar derken gün bitiyor. Bu tempoda yaşarken bile farklındalıkla hareket etmeye çalışıyorum. Gittiğim yerin, bulunduğum anın güzelliğini fark etmek en zor koşulları bile kolaylaştırıyor.

Özellikle de yeni bir yıla girmişken Emel Erden’in bu yıla dair hayalleri neler?
Benim için 2018 yenilik demek. Henüz Türkiye’de olmayan projeleri hayata geçirme planları yaptım. İlki hemen ocak ayında gerçekleşiyor. Genel olarak 2018’den beklentim hepimiz için daha ‘gerçek’ olabilmek. Sosyal medyanın ve çağımızın sahteliğinin yerini kendimiz gibi olduğumuz, gerçek hayatlar yaşadığımız bir yeni dönemin almasını diliyorum.

Son olarak, İstanbul ile olan ilişkinize değinirsek, aranız nasıl?
Her şeye rağmen “Canım İstanbul” diye özetleyebilirim. Sabahın çok erken saatlerinde İstanbul’un hayranıyım. Boğaz’da gündoğumlarını izlemek, hala bakir kalan sokaklarda eski İstanbul’u yaşamak eşsiz. Tabii bunlar küçük mutluluklar. İstanbul her gün çok hızla değişiyor. Ve maalesef her şey kötüye gidiyor.  Aynı şey yeme içme sektöründe de geçerli, vasatlık her geçen gün artıyor. Ben nerelere gidiyorum diye sorarsanız, gücünü yaşadığımız topraklardan alan şef restoranlarında yeni lezzetler tatmayı seviyorum. En iyi bildiği işi yıllardır yapan ustaların elinden yemek yemek için de esnaf lokantalarına gidiyorum.

Kendisini ve işlerii daha yakından tanımak için Emel Erden‘in sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Comments

Here Is Some More Great

Content