İlhan Erşahin ile Müzik, İstanbul ve Hayat

İlhan Erşahin isminin çağrıştırdığı çok şey var; saksafon, nublu, caz müzik ve her daim hediye ettiği yeni projeler… Kendisini yakalamışken hem  merak ettiklerimize hem de yeni projesi “Praia Futuro” ya dair lafladık. / Tuğba Dal

praia-futuro-at-tv-station

İlhan Erşahin’i az çok tanıyan her müziksever yepyeni bir projeyle karşılacağını bilir. Şimdi Praia Futuro ile bizimlesin yeniden. Praia Futuro nasıl ortaya çıktı?

Şimdi yeni bir dost plak şirketi ile beraberiz. Yılda birkaç key giderek aslında 27 yıldır Brezilya’yı ziyaret ediyorum ve bir şekilde benim diğer evim haline geldi. Bunca yıl orada, ya ben bir grupla takıldım ya da kendi grubumu oraya götürdüm ancak şu an ciddi anlamda oradaki yaşayan harika müzisyenlerle bir grup kurmuş oldum. 2 yıl önce büyük bir rock grubu olan Nacao Zumbi ile takılıyordum, bunu o zaman konuşmaya başladık ve basçı Dengue ile grubu oluşturma fikri ortaya çıktı. Sonra, kayıt için bir tarih oluşturduk ve Dengue  Catatau ve Kalil’in yaşadığı, aynı zamanda Kalil’in müthiş stüdyosunun da olduğu Fortaleza’ya gitti.  3 gün boyunca stüdyodan ayrılmadık ve esasa olarak kayıt böyle doğmuş oldu.  Bu tamamen güzel bir süreçti; ne yapacağımız, stil, tempolar vs. hakkında hiç konuşmadık. Sadece çaldık ve her şey birbirine tamamen uydu. Herkes sadece kendi oldu diyebiliriz. Yakın zamanda Praia Futuro projesinde çalmak için Brezilya’ya gideceğim. Bizim ilk turumuz olacak aynı zamanda. Gruptaki herkesin kişisel olarak yoğun. Bu yüzden grupla çok sayıda konsere çıkamasak da yılda birkaç kez çalmak ve başladığımız işleri geliştirmeye devam edeceğiz. Fikir tamamen bu.

Dijital dünya sanata ve müziğe de girdiğinden beri çok şey değişiyor. Seni bu yeni dünya heyecanlandırıyor mu?

Gerçekten de heyecanlandırıyor. Artık teknoloji, internet, telefonlar vb. Ile yaşamak zorundayız. Her şeyden önce heyecan verici bir dünya bu. Çünkü bir anda bu dünyaya yakın hissediyorsunuz ama sonra da bu dünya korkunç ve hızlı hale gelmeye başlıyor.

Nublu’nun İstanbul’da kapanmış olması hepimizi üzdü. İlerisi için mekan ve İstanbul ve müzik üçgenini nasıl görüyorsun?

Even, bunu ben de hissediyorum. İstanbul’da Nublu’nun olması güzeldi , gerçekten özlüyorum. Umarım gelcekte yeni bir yer önerilir ve yeniden tekrarlayabiliriz bunu. İstanbul’u ise son zamanlarda çok yaratıcı görüyorum. Oldukça iyi gruplar ve yeni fikirler var. Pek çok farklı ses ve stil var, temelde yeni bir neslin doğuşu bu.  Açıkçası, bir önceki sorunuzun cevabı gibi.. Artık herkes, birkaç saniye içinde herkesi araştırabiliyor, bu yüzden bereden etkilenebileceğiniz ve bunu çalabileceğinizin bir gizemi artık yok. Tamamıyla hızlı bir dünyadayız. Neler olacak göreceğiz.

Wax Poetic, Istanbul Sessions, Wonderland gibi diskografinizde yer alan çok farklı albümler var. Her biri için soracak olursak, başlangıç noktalarınız ne oluyor?

Buns gerçekten bilmiyorum. Bence bu, kayıt yaparken benim ruh halimin ve gerçekliğimin bir yansıması. Bazen, sadece bir grupla çalmayı ve tek bir yönde gitmesini diliyorum. Sadece tek bir beste biçimi ve stilde çalmak vs.. ama sanırım bu benim “kaderim”. Yeni işler yapmaya devam etmek..

Norah Jones, Eric Truffaz, Dave Harrington çalıştığınız isimlerden sadece birkaçı. Sırada kimler var/olmasını istersiniz?

Peter Tosh , Bob Marley ve Miles Davis ;)

En cool bulduğun müzisyenler kimler?

Çok fazla, gerçekten çok fazla. İsimleri belirtmeyi pek sevmiyorum ama şunu söyleyebilirim ki açık ve yeni müzik yapmaya hazır kişiler, aynı zamanda eski ve sıkıcı şeylerle uğraşmayan insanlar.. Açıöçası müzisyenlerin okulda veya başka bir yerde öğrendiklerini tekrarlamalarını çok sıkıcı buluyorum. Bu gerçekten çok sıkıcı ve yorucu. Müzik bir hediye gibidir; yeni şeylere dönüşmeli ve yeni yerlere gitmelidir. Biliyorum insanlar bu tekrarı bekliyorlar ve bildiklerini istiyorlar. Belki de bu insanoğlunun bir sorunudur.

 

 

Comments

Here Is Some More Great

Content