Oli Fux ve Birbirinden Müthiş Manga Çizimleri Üzerine

Son zamanlarda hepimizin ekranlara kitlendiği Stranger Things’in çizimleri ile tanıdık onu. Çizimlerine baktığımızda mangadan süper kahramanlara, ünlülerden hayali karakterlere kadar bir çok şeye rastladık. Gelin O’nu biraz yakından tanıyalım. / Aslı Mühürhancı
Kim bu Oli Fux?
Kendi halimde, etliye sütlüye karışmamaya çalışan, sadece sevdiğim şeyi yapmaya çalışan, çizerek mutlu olan ve hayatını bununla kazanmayı hedefleyen biriyim. Kim olduğumu soran oluyor ancak, bence benim kim olduğumdan ziyade ne yapmak istediğim, neyi hedeflediğim önemli. Hedefim doğu(manga) ve batı sentezi (çizgi roman, aslında manga da bir çizgi romandır efendim, sadece Japon ekolünün çizgi romanıdır, yoksa çizgilerle anlatılan ve devam eden her şey bir çizgi roman olma niteliği taşır, ki bu amma da uzun parantezim için herkesten çok özür diliyorum:) ) bir çizim tarzı oluşturmak, bunun için de yolun daha çooook başındayım, farkındayım. Zaten kimse birden istediği noktaya gelemez, bunlar zaman alan şeyler. Büyük ve geniş bir süreç, önemli olan şey de sabır ve ısrar. Bu yolda ilerlerken de bende ışık gören ya da görmeyen herkese minnettarım.
Çizime başlama fikri nereden çıktı? Hep mi çiziyordun? Ne kadar zamandır çiziyorsun?
Hep çizmek istemiştim, ilk amatör çizimimi, üniversitede yaptım diyebilirim. Yani bir kaç yıl önce. Ne yazık ki bir çizim eğitimi almadım hiç, almak hala çok istiyorum, ama bugüne kadar kendi kendime öğrendiklerimle bir şey yaptım. Bir kaç temel tekniği öğrendikten sonra çizim dersimizde sadece hocamız ne anlattıysa gösterdiği şekilde çizmeye çalıştım ve hocamız karışık kağıtların arasından benimkini seçmişti. Utançla karışık bir mutluluk yaşadım. Eğitim alıp almadığımı sordu, almadığımı söyleyince yeteneklisin demek ki dedi. O günden sonra motive oldum ancak yine de çizmek için vakit ayırmadım hiç.  Arından takip eden bir kaç yılda ise çok ciddi bir depresyona girmiştim. Yemeden içmeden kesilmiştim ve sürekli yediklerimi çıkarıyordum. Beni depresyondan çıkaran şey ise çizmek oldu. Çizdikçe kötü enerjimden ve düşüncelerimden uzaklaşıyordum. Maşallah diyelim heheh :) Sonrası işte, bunu neden profesyonelce yapmayayım dedim. Elimden geldiği kadar çalıştım ve hala da çalışıyorum her gün çizim konusunda. Bence dünyanın en zevkli ve en rahatlatıcı şeyi.
Kimlerden, nelerden ilham alıyorsun? Instagram sayfana ve yorumlara biraz göz attık, sanatla çok fazla haşır neşir olmayan bir çok kişi senin çizimlerini x kişisi/kişilerine benzetmiş, ne diyorsun? 
İsim vermek reklam sayılıyor mu diye espriyle gireyim o zaman konuya. :) Upuzuuun bir cevap olacak çünkü. Aynı yorumları ben de okuyorum görüyorum. Bu soruyu da aslında her şeyi açıklığa kavuşturup kendimi ifade etme fırsatı tanıdığınız için teşekkür ederim. Bir kaç isim sayacağım. İlham aldığım isimler temelde Takeshi Obata, Eisaku Kubonouchi, Ryouichi Ikegami ve Shigenori Soejima, Artgerm idi. Hepsinin tarzı birbirinden harika. Göz atmanızı ve incelemenizi tavsiye ederim. Yalnız bir talihsizliğim var sanırım o da şöyle, şimdi lafa girerken bile linç yemekten korktuğum için ne desem bilemiyorum haha, çizim şeklimi Ilya Kuvshinov’a benzetiyorlar ki benim de gerçekten çok takdir ettiğim bir çizer ve pek çok hayranı var. Instagram’da en çok takip edilen illüstrasyon sanatçısı sanırım. Dolayısıyla çok fanatik ve ateşli hayranları var ve yer yer bana saldırır ya da hakaret içerir mesajlar attıkları oldu maalesef bu konudan dolayı. Hayatımda hiç bir şey için bu denli fanatik olmadığım için anlayamıyorum nedenini ancak genelde genç arkadaşlarımız yazıyorlar bu tip yorumları, o dönemde insan baya zalim olabiliyor bazı sebeplerden dolayı tabi. Gel gelelim işin teknik kısmına. Ilya da aslında benimle aynı kaynaklardan ve aynı isimlerden beslenen bir çizer. Eisaku Kusaku’nun çizimlerini Shigenori Soejimanın çizim ve renklendirme tarzıyla neredeyse aynı ve bahsettiğim iki sanatçı da çok eski Japon sanatçılar. İnsanlar sevdikleri kişilerden etkilenir ve bundan daha doğal bir şey yoktur. Hem Roling Stones’un kurucu üyesi Keith Richards‘ın bir sözü var. Elektogitarın mucidi Les Pual olmasaydı kendilerinin ve onun gibilerin şu an bambaşka yerlerde olduğunu söyleyen ki, Les Paul bizzat kendi “Yav arkadaş elektro gitarı bulan benim ancak bu enstrümanla ben müzik yaparım,siz elektro gitar çalmayın, hırsız mısınız, özenti misiniz?” diye sözler sarfetmemişti. Sarfetseydi zaten o vizyonla kendisi Les Paul olamaz, Elektro gitarı da dünyaya tanıtarak bizi harika müziklerle tanıştıramazdı. Burada olduğu gibi, elektro gitarın mucidi o, sadece o çalacak diye bir kaide yok sanırım  Çizim de aynı şekilde, bazı ekoller ve çizim yöntemleri var. Bilim ve sanat birikerek ve yenilenerek ilerliyor, Atom Bombası benim diyen bir Einstein de yoktu mesela haha, yani benim işlerimi beğenen takip eder, beğenmeyen de takip etmez zaten. Amma da uzattım ama uzun lafın kısası şu; tarzlarımız benzeyebilir ancak tarzlarımızın birebir aynı olduğunu düşünmüyorum zaten akademik anlamda sanat tarihine  ve felsefesine yeterince hakim insanlar bu tip şeyler için pek tartışmıyorlar ve benim çizimlerimde bana has bazı izlerin olduğunu söylüyorlar ki bu onları yeterince orjinal yapıyor efenim. Duchamp’ın sanat kuramını benimsiyorum zaten. Yani bir şeyin sanat olması için kişinin onu sanat niyetiyle yapması sanattır.
Şu sıralar ise daha batı tarzına yöneldim.Kendimi o alanda daha mutlu ve yaptıklarımdan daha tatmin olmuş hissediyorum. Bu da çizgilerime yansıyacaktır. Zaten yine dediğim gibi bir süreç, kimse olduğu yere birden gelmedi. Ünlü sanatçıların 3 sene önceki işlerine bile baktığımızda dünyalar kadar fark görüyoruz. :)
Son olarak, eskilerden bir usta ile yollarının kesiştiğini ve birlikte çalıştığını duyduk, doğru mu?
Aaaaaaa nerden duydunuz? Kim söyledi, merak ettim. Evet, doğru.
Eh biz de boş durmuyoruz, araştırıyoruz her şeyi. Kim sorabilir miyiz?
Söylemek isterdim ama şu an söyleyemem sanırım. Ancak çok sevecen, melek gibi dünyaca ünlü bir çizer. Çok utangaç birisi olduğum için korkumdan ben işlerimi gösterememiştim. Ancak çok çok çooooook sevdiğim ve bana inanan bir arkadaşım benim için dayanamayıp bir yol buldu ve onunla iletişime geçti. O arkadaşıma da çok teşekkür ediyorum, iyi ki var ve umarım hep de yanımda olur! :)
Bu cümleleri nasıl tamamlarsın?
Benim İstanbul’um, büyük bir kaos, bir severse bin döver.
Bu şehrin sırrı, kalabalığın içinde nefessiz kalmış, görünmezleri.
Yapmak istediğim şey, sevdiğim işleri yapan bir çizer olmak!
https://www.instagram.com/olifuxart/
https://twitter.com/olifuxart

Comments

Here Is Some More Great

Content