Yamisi ile Tasarım Üzerine Güzelleme

Instagram’ın bizi her gün tanıştırdığı yeni bir isimle karşılaştığımız aşikar olsa da bazıları var ki aralarından işlerinin kalitesi ile sıyrılıp daha farklı görünüyor. Yamisi de bu isimlerden biri. Mimar kimliği ile tasarım işlerini harmanladığı işlerini buradan görebilirsiniz. Kendisi ile kısa ve zevkli bir sohbet gerçekleştirdik. / Tuğba Dal

Yamisi seni biraz senden dinleyebilir miyiz? Yamisi kimdir?
Yamisi, benim küçüklüğümden gelen bir lakap. Bu kelimenin bir anlamı yok fakat fonetik olarak beni çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Bazen yakın arkadaşlarım bile bana böyle hitap ediyorlar.
Ben tasarıma ve sanata meraklı bir insanım. Mimar olmam dolayısıyla mekânsal kurgular öncelikli olarak ilgimi çekiyor. Birşeyi hayal ederken her zaman 3 boyutlu hayal ederim ve bundan zevk alırım. Mimar Sinan Üniversitesi’nde mimarlık okuduktan sonra, Almanya’da Bauhaus Üniversitesi’nde mimari tasarım üzerine master eğitimi aldım. Eğitim aldığım kurumları bilinçli olarak tercih ettim. Bana göre Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki mimarlık eğitimini diğer üniversitelerin mimarlık fakültelerinden ayıran yanı, öğrenciye sanatsal bir vizyon edindirmesi ve onları multidisipliner çalışma anlayışı ile tanıştırmasıdır. Bauhaus Universitesi’ni tercih etmemdeki nedenlerden biri de, aynı anlayışın eğitime hakim olmasıydı. Yaratıcı her işin, bu yaklaşımla yapılması gerektiğini düşünüyorum ve ben de farklı dalları incelemeye özen gösteriyorum. Yeni fikirler bulup geliştirmeyi severim ve bir proje geliştirirken çok heyecanlanır sabahlara kadar uyumadan, günlerce kendimi unutarak çalışabilirim. Bir işi yaparken, farklı noktalardan bakmanın, uzaklaşıp yaklaşmanın, yabancılaşıp odaklanmanın faydalı olduğunu düşünürüm ve birlikte yapılan işlerden hoşlanırım. Yani birine bir fikirle gitmek ya da birinin bana bir fikirle gelmesi ve beyin fırtınası yaparak bambaşka bir noktaya gidebiliyor olmak beni çok heyecanlandırır.

İşlerinde günlük hayatı tamamlayan tasarım katmanlarına rastlıyoruz. Hayal gücünle gerçekliği tamamladığını söylersek yanlış olur mu?
Bence herkesin gerçekliği farklı ve kendine özgü. Bu durumda kendi gerçekliğimizi de hayal gücümüzle kendimiz yaratıyoruz . Bana kalırsa hayalgücü ve gerçeklik birbiri içine geçmiş iki algı.

İşlerindeki motivasyon kaynağın nedir? Yamisi nelerden beslenir?
işlerimdeki motivasyon kaynağı, kendimi ifade etmenin verdiği mutluluk, benim gördüğümü ve düşlediğimi insanlar da görsün ve hayal güçlerimizi birleştirelim isteği.Beslendiğim şeylerin başında müzik var. İnternette almanca bir duvar yazısına rastlamıştım. ‘Stell dir vor Morgen aufzuwachen, und die Musik ist verschwunden.‘ yazıyordu. Yani yarın sabah uyandığınızda, müziğin artık olmadığını bir düşünün diyor. Bu gerçekten korkunç bir olasılık çünkü müzik dinlerken, maceradan maceraya koşan insanlar, hayvanlar, değişen çevreler, hiç gitmediğim ve var olmayan mekanlar hayal ederim. Fotoğraf, resim ve heykel gibi güzel sanatların her dalından herkes gibi ben de besleniyorum. Bunun yanında basit gibi görünen komplike objeler, doğal akışıyla gerçekleşen oluşumlar ve rastgele biraraya gelen kompozisyonlar  beni her zaman planlanarak varolan sonuçlardan daha çok etkiler ve besler. Sürekli olarak çevremdeki insanları, hayatlarını, duygularını, tepkilerini, insanlar – hayvanlar – sokaklar – eşyalar arasındaki etkileşimi gözlemlerim. Bu da kafamda yeni hikayeler canlanmasını sağlar.

İstanbul ile olan ilişkin nasıl? Şehir seni besliyor mu?
Istanbul, zaman zaman uzaklaşmaya çalışsam da hep geri döndüğüm, kürkçü dükkanı gibi bir şehir. Istanbul’un güzel bir çirkinliği var. Her köşesinde bir film, bir hikaye, mutasyona uğramış kültürel oluşumlar var. Kızdığım, sevdiğim, nefret ettiğim insanlar var. Hayatta kalıyor olmamız bir mucize, her günümüz bir mucize, bu belki de hayatı ve günümüzü daha anlamlı kılıyor. Bu şehrin insanı beslememesi için bir fanus içinde yaşıyor olmak lazım. Fakat çok yorucu, verdiği enerjiyi aynı ölçüde, hatta bazen fazlasıyla geri alan bir şehir. Bu durumun olumlu tarafıysa, sürekli değişen düşüncelerin, olayların, tabloların zihni ve yaratıcı yönünüzü canlı tutuyor olması. Hayal gücümüzü besliyor, gereğinden fazla doyuruyor, sonra Istanbul’u kusup, tekrar Istanbul’dan besleniyoruz.

Gelecekte kendini görmeyi arzuladığın yer neresi?
Gelecekte kendimi, tasarımlarım ve fikirlerim üzerine odaklandığım bir oluşumun başında, sürekli seyahatler edip keşifler yapan bir dünya insanı olarak görmek isterim.

Comments

Here Is Some More Great

Content